Menü Kapat

Boşanma Davasında Kusur

Boşanma Davasında Kusur
Boşanma Davasında Kusur

Boşanma Davasında Kusur – İzmir Avukat

Boşanma sebepleri kanunumuzda özel ve genel sebepler halinde sıralanmaktadır. Zina, hayata kast ve pek kötü muamele,akıl hastalığı, terk, suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme gibi sebepler özel sebeplere örnektir. Özel sebeplerin varlığı halinde açılacak olan boşanma davası bu sebeplerle açılmalıdır. Uygulamada en sık yapılan hataların başında bu gelmektedir. Şiddet gören veya aldatılan eşin, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasını sebep göstererek boşanma davası açası usuli bir hatadır. Zira, özel sebeplerin varlığı halinde sosyal inceleme raporu (sir raporu), darp raporu, fotoğraf videolar, gsm operatör kayıtları vb. pek çok husus davaya delil olarak dahil edilmeli karşı tarafın kusuru ispatlanmalıdır. Kusurun tespiti, nafakadan tazminata kadar pek çok husu için belirleyici olmaktadır. Evlilik birliğinin temelinden sarsılması konu başlıklı yazımızı okumak için buraya tıklayabilirsiniz.

Boşanma davasında kusur durumunun önemi başta boşanma davasının kabulü olmak üzere, maddi manevi tazminat ve nafaka taleplerinde kendini gösterir. Örneğin, Medeni Kanun 175. Maddeye göre; “Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan malî gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir.” Hükmü amirdir. Dolayısıyla kadın ya da erkeğin ağır kusurlu olması halinde nafakaya hükmedilmez. Bununla birlikte Medeni Kanun 174. Maddeye göre; “Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddî tazminat isteyebilir.” Yani ağır kusurlu eş için maddi tazminata hükmedilmez. Tarafların eşit kusurlu olması halinde manevi tazminata hükmedilemez. Görüldüğü üzere bu sebeple nafaka ve tazminatlar açısından kusurun ispatı önemlidir.

Velayet açısında çocuğun üstün yararı önemli olup kusur değerlendirmesi yapılmamaktadır. Örneğin; eşini aldatan kadın ya da hayat kadını olan anneye çocuğun üstün yararı gerektiriyorsa velayet verilecektir. Ayrıca boşanma yüzünden ekonomik durumu bozulacak eşe karşı yoksulluk nafakası ödenmesine de hükmedilebilir. Ancak bunun için bahsettiğimiz gibi eşin kusursuz veya daha az kusurlu olması gerekir.

Kanunda kusur sayılan haller belirli olarak sayılmamıştır ancak Yargıtay kararlarına göre toplum vicdanını rahatsız eden birçok davranış kusur olarak değerlendirilmiştir. Aşağıda kusurlu davranışlara örnekler şu şekildedir:

Boşanma Davalarında Kusurlu Davranışlar ( Yargıtay Kararlarından Örnekler)

  • 1.Sadakat yükümlülüğünün ihlali, aldatma, zina,
  • 2.Eşe veya aile fertlerine hakaret etmek, hor görmek, aşağılamak,
  • 3.Eşe karşı ya da diğer aile bireylerine karşı fiziksel, psikolojik veya cinsel şiddet,
  • 4.Eşe karşı ilgisiz davranmak, üzerine düşen vazifeleri yerine getirmemek,
  • Ayrı ev tahsis etmeyerek anne ile birlikte oturmaya zorlamak ya da eşi başka birinin evine bırakmak,
  • 5.Eşin kendi ailesi ile görüşmesine engel olmak, aileyi eve kabul etmemek,
  • 6.Uyuşturucu madde kullanmak ya da satmak, madde etkisi altında iken eşe ya da çocuklara zarar vermek,
  • 7.Eşi ölümle tehdit etmek,
  • 8.Şans oyunları kumar vs. oynamak,
  • 9.Maddi gücü olmasına rağmen borçlarını ödememek savsaklamak,
  • 10.Eşe sürekli olarak yalan söylemek,
  • 11.Eşi evden kovmak, baba evine bırakmak,
  • 12.Haysiyetsiz yaşam sürmek, küçük düşürücü davranışlarda bulunmak,
  • 13.Akıl hastalığına yakalanmak,
  • 14.Eşten habersiz kredi çekmek ödememek,
  • 15.Çocuk istememek, eşi doğum kontrole zorlamak,
  • 16.Erkeğin maddi manevi evin sorunlarıyla ilgilenmemesi vs.

Boşanma davalarında kusurlu davranışlar bunlarla sınırlı olmayıp, görüldüğü gibi aslında toplum nezdinde de hoş karşılanmayan, kamu vicdanını rahatsız eden çoğu davranış boşanma davalarında kusur olarak değerlendirilir. Önemli olan tarafların hangisinin asli kusurlu yani ağır kusurlu olduğu, hangisinin hafif kusurlu olduğu ya da eşlerin ortak kusurlu olup olmamasıdır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2020/6184 E. , 2021/781 K.

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı erkek tarafından kusur belirlemesi, tazminatlar, nafakalar, velayet ve kadının kabul edilen ziynet alacağı davası yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

Bölge adliye mahkemesi, davacı-karşı davalı erkeğe annesi ile birlikte kadının yaptığı ev işlerini, halini ve tavrını beğenmeyip eleştirdiği, küçümseyip manevi baskı kurduğu, kadının ortak çocuğa bakmasına müsaade etmedikleri, tartışma sonrası kadını dedesinin evine bıraktığı, dönmek isteyen kadını eve almadığı, bir gün sonra da kıyafetlerini dedesinin evinin bahçesine bıraktığı; davalı-karşı davacı kadına da kişisel bakımını yerine getirmediği ve eşine hakaret ettiği vakıalarını kusur olarak yükleyip boşanmaya sebebiyet veren olaylarda erkeğin ağır, kadının az kusurlu olduğuna hükmetmiştir.

Dosyanın tetkikinden, tarafların bölge adliye mahkemesi tarafından kabul edilen ve gerçekleşen kusurlu davranışları yanında, davalı-karşı davacı kadının birlik görevlerini yeterince yerine getirmediği anlaşılmıştır. Bu itibarla boşanmaya sebebiyet veren ve gerçekleşen kusurlu davranışlara göre; annesi ile birlikte kadını beğenmeyip eleştiren, küçümseyip manevi baskı kuran, kadının ortak çocuğa bakmasına müsaade etmeyen, tartışma sonrası kadını dedesinin evine bırakarak dönmek isteyen kadını eve almayan ve bir gün sonra da kıyafetlerini dedesinin evinin bahçesine bırakan erkek ile kişisel bakımını yapmayan, eşine hakaret eden ve birlik görevlerini yeterince yerine getirmeyen kadın eşit kusurludur. Bu itibarla, erkeğin ağır, kadının az kusurlu olduğuna hükmedilmesi doğru bulunmamış ve kararın bozulmasını gerektirmiştir.

Yukarıda 3. bentte açıklandığı üzere, tarafların boşanmaya sebebiyet veren olaylarda eşit derecede kusurlu oldukları anlaşılmaktadır. Boşanma sonucu maddi ve manevi tazminata hükmedilebilmesi için tazminat yükümlüsünün kusurlu, tazminat talep eden eşin ise kusursuz veya diğerine göre daha az kusurlu olması gerekir (TMK m. 174). Bölge adliye mahkemesince davacı-karşı davalı erkeğin, davalı-karşı davacı kadına nazaran ağır kusurlu olduğunun kabulü ve bu hatalı kusur belirlemesine göre kadın yararına maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi isabetsiz olmuş ve bozmayı gerektirmiştir.

Özetle: Boşanma davasında hakim eşler arasındaki kusuru belirlemeden boşanmaya, tazminata ve nafakaya karar veremez. Yani kusur kavramı, davanın tüm seyrini etkileyecektir. Bu nedenle karşı tarafın kusurlu olduğu iddia ediliyorsa bunun ispatı (boşanmada kusur ispatı) için tüm delillerin en doğru şekilde sunulması gerekmektedir. Davanızın alanında uzman bir boşanma avukatı ile takip edilmesi de bu nedenle önem taşımaktadır. Aksi takdirde haklı olmanıza rağmen kusurun tespit edilememesi veya boşanma sebebinin doğru ifade edilememesi nedeniyle davanızın reddi bile gündeme gelebilecektir

Benzer ilginizi çekebilecek yazılarımız;

İzmir Boşanma Avukatı

Logo

Adres: Karşıyaka Tower No:12 Kat:9 Daire:59 Karşıyaka/İzmir

E-posta: [email protected]

Telefon: +90 553 463 7079

Benzer Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

tr_TRTürkçe