Kategori arşivi: Miras Hukuku

Mirasta Denkleştirme Davası

Mirasta Denkleştirme Davası
Mirasta Denkleştirme Davası

Mirasta Denkleştirme Davası – İzmir Avukat

Mirasta denkleştirme, miras bırakanın sağlığında, mirasçısının ondan karşılıksız olarak aldığı malları ve kıymetleri aynen veya karşılığını geri vermesinden ve bunların mirasın taksimi sırasında hesaba katılmasından ibaret bir işlemdir.

Mirasta denkleştirme (iade), miras bırakanın öncelikle alt soyları arasındaki eşitliğin sağlanmasına, daha geniş olarak bütün mirasçılar arasındaki denkliği sağlamaya yönelik bir amaç taşır. Denkleştirmenin amacı, yasal mirasçılar arasında, miras bırakanın sağlığında bunlardan birine veya bazılarına yaptığı kazandırmalarla bozulan eşitliği, yeniden meydana getirmektir. Bu anlamda, mirasta denkleştirme sadece yasal mirasçılar için geçerlidir.

Denkleştirmeye Tabi Olan ve Olmayan Durumlar:

Miras bırakan tarafından yapılmış bulunan kazandırmanın, denkleştirmeye tabi olabilmesi için,

  • Miras bırakanın ivazsız (karşılıksız) bir kazandırma olmalıdır.
  • Kazandırma sağlar arası bir nitelik taşımalıdır.
  • Kazandırmada miras bırakanın kendi malvarlığından yapılmalıdır.
  • Kazandırmanın kazandırmadan yararlanan yasal mirasçının miras payına mahsuben yapıldığı miras bırakanın iradesinden anlaşılması gerekir.

Yasal denkleştirmeye tabi kazandırmalar; çeyiz, kuruluş sermayesi verme, malvarlığını devretme, borçtan kurtulma vb. şeklinde ifade edilen diğer kazandırmaların özellik ve niteliklerinden hareketle, alt soyun ekonomik bağımsızlığını kazanmasına, devam ettirmesine ve ilerletmesine hizmet eden ve onun hayatta daha iyi bir yer elde etmesini sağlamak amacı güden kazandırmalar anlaşılır.

Türk medeni kanunun 674 hükmünde Miras bırakanın çocuklarına yaptığı eğitim ve öğrenim masrafları denkleştirmeden muaf olacağını ancak alışılmış ölçüleri aşan miktarda yapılan masraflar denkleştirmeye tabi tutulacağı belirtilmiştir.

Olağan Hediyeler ile evlenme giderleri iadeye tabi değildir. TMK 675 olağan hediyelerin iadeye tabi olmadığını belirtmiştir. Olağan hediye kavramına ise doğum günü kutlaması, bir çocuğun dünyaya gelmesi, sınavlarda başarılı olması, okulu bitirmesi, yılbaşı kutlaması, bayram harçlıkları gibi bağışlamalar olağan hediye sayılır.

Yine medeni kanunumuzun 675. Maddesinde Olağan hediyeler ile evlenme sırasında yapılan geleneğe uygun giderlerin de denkleştirmeden muaf tutulacağı hükme alınmıştır.

İade edilecek mal varlığı yönünden seçim hakkı davalınındır; davalı ister aynen iade eder, isterse bedelini öder. Miras payının aşan kısmının davalıda kalması miras bırakanın iradesinden anlaşılıyorsa, aşan kısım için iade istenemez. Denkleştirme, denkleştirme anındaki değere göre yapılır. Denkleştirmede sebepsiz zenginleşme hükümleri uygulanır. Islah olmadıkça ya da terditli dava açılmamışsa kendiliğinden tenkis davasına dönüşmez. (Y14HD-K.2019/3584)

Denkleştirme ile Tenkisin Farkları

  1. Denkleştirmeye konu kazandırma tümüyle terekeye iade edilirken tenkise tabi kazandırma tasarruf oranını aştığı kadarıyla indirilir.
  2. Denkleştirmeye tabi kazandırmalar miras bırakanın yalnızca sağlığında yapmış olduğu kazandırmalar iken tenkise tabi kazandırmalar kural olarak ölüme bağlı kazandırmalar olup istisnaen bazı hallerde sağlararası kazandırmalar tenkis edilir.
  3. Tenkis talebi, saklı paylı mirasçıdan diğer bir mirasçıya ileri sürülebileceği gibi saklı payı ihlal eden bağışlamayı alan 3.kişiye karşı da ileri sürülebilir.
  4. Tenkis davasını sadece saklı payı olan mirasçı açabilir. Denkleştirmeyi ise saklı payı olsun olmasın miras hakkı olan herkes açabilir.

Altsoy ve altsoy dışındaki kanuni mirasçıların durumları ve farkları

Altsoy ve altsoy dışındaki kanuni mirasçıların hukuki durumları birbirinden farklıdır.

Muris hiçbir şey bildirmemiş olduğu takdirde, altsoy dışındaki kanuni mirasçıların mirasta iade mükellefiyetleri yoktur. Murisin iradesi anlaşılamadığında altsoy dışında kalan mirasçıların iade mükellefiyetlerinin olmadığı varsayılır. Altsoy dışındaki kanuni mirasçıya karşı ileri sürülen mirasta denkleştirme taleplerinde ise ispat yükü talebi ileri süren mirasçı üzerindedir. Karinenin aksini iddia eden ispatla mükelleftir. Altsoy ve altsoy dışında ispat külfetinin yer değiştirdiğine dikkat etmek gerekir.

Altsoy ve Altsoy Dışındaki Kanuni Mirasçıların Durumları ve Farkları

Altsoy ve altsoy dışındaki kanuni mirasçıların hukuki durumları birbirinden farklıdır.

Muris hiçbir şey bildirmemiş olduğu takdirde, altsoy dışındaki kanuni mirasçıların mirasta iade mükellefiyetleri yoktur. Murisin iradesi anlaşılamadığında altsoy dışında kalan mirasçıların iade mükellefiyetlerinin olmadığı varsayılır. Altsoy dışındaki kanuni mirasçıya karşı ileri sürülen mirasta denkleştirme taleplerinde ise ispat yükü talebi ileri süren mirasçı üzerindedir. Karinenin aksini iddia eden ispatla mükelleftir. Altsoy ve altsoy dışında ispat külfetinin yer değiştirdiğine dikkat etmek gerekir.

Miras Hukukuna İlişkin İlginizi Çekebilecek Diğer Çalışmalarımız;

İzmir Miras Avukatı

Adres: Karşıyaka Tower No:12 Kat:9 Daire:59 Karşıyaka/İzmir

E-posta: info@efeshukuk.com

Telefon: +90 553 463 7079

Vasiyetname İle İlgili Hukuki Danışmanlık

Vasiyetname İle İlgili Hukuki Danışmanlık – İzmir Miras Avukat

Genel bir giriş yapacak olursak, medeni kanun vasiyet yapabilmek için kişinin ayırt etme gücüne sahip bulunmasını ve on beş yaşını doldurmuş bulunmasını şart koşmuştur. Miras bırakan kişi, tasarruf özgürlüğünün sınırları içerisinde mal varlığının tamamı ya da bir kısmı üzerinde vasiyetname veya miras sözleşmesi yolu ile tasarrufta bulunabilir. Bu vesile ile miras bırakanın mirası üzerinde tasarruf etmediği kısmın yasal mirasçılarına kalacağını belirtmekte fayda vardır. Vasiyet, resmi şekilde ya da miras bırakan kişinin (murisin) el yazısı ile veya sözlü olarak yapılabilir.  

Aşağıda bulunan linklerden vasiyet türlerine ilişkin detaylı bilgilere ulaşabilirsiniz.

Miras paylaşımı vasiyetnamede bulunan miras hakkındaki detaylara göre paylaştırılır. Vasiyetname ile ilgili hukuki danışmanlık kapsamında, Miras avukatı olarak kişilere en uygun olan vasiyetname türünü tercih ederek vasiyetname hazırlama ve ölümden sonra, mal paylaşımını sağlayabilmek adına gerekli işlemleri başlatıyoruz. Miras avukatı görevini üstlenip, tüm hukuki detayları kontrol ederek, yasal yollara göre miras paylaşımının nasıl yapılması gerektiği konusunda bu konuyla ilişkisi olan kişileri bilgilendiriyoruz.  

Vasiyetnamenin düzenlenmemesi durumunda miras bırakan kişinin eşinin ve miras bırakan kişinin annesinin, babasının bu mirastan faydalanması olağan bir durumdur. Yasalara göre miras hakkına sahip olan kişilerin mirasçı olarak kendi haklarını savunması olağan bir durum olarak nitelendirilmektedir. Bu durumlara göre gerekli aksiyonları alıp, müvekkilimizin mağduriyetini giderebiliyoruz. 

Vasiyetnamenin İptali Talep Edilebilir mi? 

Aşağıdaki sebeplerle ölüme bağlı bir tasarrufun iptali için dava açılabilir: 

  1. Tasarruf miras bırakanın tasarruf ehliyeti bulunmadığı bir sırada yapılmışsa 
  2. Tasarruf yanılma, aldatma, korkutma veya zorlama sonucunda yapılmışsa 
  3. Tasarrufun içeriği, bağlandığı koşullar veya yüklemeler hukuka veya ahlâka aykırı ise 
  4. Tasarruf kanunda öngörülen şekillere uyulmadan yapılmışsa. 

İptal davası, tasarrufun iptal edilmesinde menfaati bulunan mirasçı veya vasiyet alacaklısı tarafından açılabilir. Dava, ölüme bağlı tasarrufun tamamının veya bir kısmının iptaline ilişkin olabilir. İptal davası, ölüme bağlı tasarrufla kendilerine, eşlerine veya hısımlarına kazandırma yapılanların tasarrufun düzenlenmesine katılmalarının yol açtığı sakatlığa dayandığı takdirde tasarrufun tamamı değil, yalnız bu kazandırmalar iptal edilir. Bu minvalde, miras hukuku vasiyetname ile ilgili hukuki danışmanlık almaksızın işlemlerin başlatılması durumunda en çok hak kayıplarının yaşanmasına sebebiyet veren hukuk dalıdır.  

Vasiyetname İle İlgili Hukuki Danışmanlık Kapsamında: 

Miras hukuku içinde yer alan vasiyetnamenin hazırlanması konusunda miras hukuku alanında çalışan avukatlarla süreci yürüterek, ileriki aşamada yaşanması muhtemel olan hukuki sorunları önlemiş olursunuz. Miras hukuku, ağırlıklı olarak çalışma alanlarımız arasındadır. İzmir’de miras davalarına baktığımız ve edindiğimiz tecrübeyi güncel hukuki mevzuatla birleştirerek miras statünüzün/haklarınızın belirlenmesi ile miras davası sırasında en iyi şekilde temsil edilmeniz hususunda gerekli hukuki desteği vermekteyiz. Miras hukuku ile ilgili olarak internet sitemiz üzerinden avukatlarımıza soru yöneltip miras süreci, hukuki statünüz, haklarınız ile ilgili ücret ve masrafları konusunda ücretsiz ön bilgi alabilirsiniz. Vasiyetname düzenlenmesi konusunda hukuki destek almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz. 

Miras Hukukuna İlişkin İlginizi Çekebilecek Diğer Çalışmalarımız;

İzmir Miras Avukatı

Adres: Karşıyaka Tower No:12 Kat:9 Daire:59 Karşıyaka/İzmir

E-posta: info@efeshukuk.com

Telefon: +90 553 463 7079

El Yazılı Vasiyetname

El Yazılı Vasiyetname – İzmir Avukat

Vasiyetname, kişinin ölümünden sonra malvarlığının ne şekilde tasfiye edileceği ve mirasının ne şekilde paylaştırılacağı yönünde sözlü veya yazılı olarak beyanda bulunulan bir çeşit ölüme bağlı tasarruftur. Yalnızca kanuna ve usule uygun olarak düzenlenen bir vasiyetname, murisin iradesine uygun şekilde sonuç doğurur. Ayrıca kişinin vasiyetname ile çocuğunu tanıması veya vakıf kurması ya da mevcut bir vakfa bağışta bulunması gibi hususlar da mümkündür. 

El yazısı ile vasiyetname Türk Medeni Kanunun 538. maddesinde düzenlenmiştir. Miras bırakan kişinin tamamını el yazısı ile oluşturduğu tek taraflı gerçekleşen ve ölüme bağlı olarak sonuç doğuran saklı paylar dışındaki mirasın paylaşımına yönelik düzenlenebilen vasiyetname türüdür. 

Vasiyetname resmi, el yazılı, sözlü olmak üzere üç şekilde yapılabilir. Vasiyetnamenin bir türü olan el yazısı vasiyetname, üç tür arasında yapılması en kolay ve masrafsız vasiyetname olduğundan tercih edilmektedir. El yazılı vasiyetname hiçbir resmi memurun katılmasına gerek olmaksızın vasiyetçi tarafından tek başına düzenlenebilmektedir. Vasiyetçi vasiyetname yaparken aşağıda sıralanan şartlara uymak zorundadır: 

Şartları: 

1. Bütün vasiyetname başından sonuna kadar el yazısı ile yazılmış olmalıdır.  

Herhangi bir makine ile el yazılı vasiyetname yazılamaz. Buradaki amaç kişinin el yazısının ayırt edici olması ve vasiyetnamenin gerçekten o kişi tarafından hazırlanıp hazırlanmadığı, tasarrufların o kişi tarafından yapılıp yapılmadığının anlaşılabilmesidir 

2. Vasiyetçi yıl, ay, günü göstermek suretiyle vasiyetnamede tarihi de el yazısı ile yazmalıdır.  

Bu sayede vasiyetçinin vasiyetnameyi yaptığı tarihte vasiyetnamenin geçerlilik şartlarından olan ayırt etme gücüne sahip olup olmadığı tespit edilir. Bunun yanında birden fazla vasiyetname olması halinde hangi vasiyetnamenin önce hangisinin sonra yapıldığının ve hangi vasiyetnamenin geçerli olduğunun belirlenmesi sağlanmış olur. 

3. Vasiyetçi vasiyetnameye el yazısı ile imzasını atmalıdır. 

Mühür veya herhangi bir alet vasıtası ile imza, parmak basma ve benzeri şekilde imza şartının sağlanmış olması mümkün değildir. Bu tür vasiyetnamelerde imza şekil şartı olup, mühür ve benzeri kullanımlar imza şartının geçerliliğini ortadan kaldırmaz. Üçüncü kişiler tarafından yapılan eklemeler sonuç doğurmaz ve miras bırakanın düzenlemeleri geçerliliğini korur. İmza vasiyetnamenin en sonuna, son satırın altına atılmalıdır. 

4. El yazısı ile hazırlanmış vasiyetname notere, sulh hakimine veya yetkili memura bırakılabilir. 

Bu husus zorunlu değildir ve vasiyetnamenin geçerliliğini etkilememektedir. Vasiyetçi vasiyetnamesini kendi de saklayabilir. 

Bütün bu şartları sağlayan vasiyetname vasiyetçinin ölümünden sonra hüküm ve sonuçlarını doğuracaktır. Yani, vasiyetçinin vasiyetnamesi ile mal bıraktığı kişiler vasiyetçi hayattayken bu mallara yönelik herhangi bir talepte bulunamaz. Vasiyetçi de hayattayken istediği zaman yeni bir vasiyetname yapıp önceki vasiyetnamesinden dönerek bu kişilere mal bırakmaktan vazgeçebilir. İlk vasiyetnamede mal bırakılmış olan kişiler yeni bir vasiyetname ile önceki vasiyetnameden dönülmesine müdahale edemez. 

El yazılı vasiyetname üç vasiyetname arasında en kolay vasiyetname türü olsa da Türk Medeni Kanunu’nda el yazılı vasiyetname düzenlenmesinde uyulması aranan şartlar göründüğü kadar basit değildir ve bir şartın gerçekleştirilmesindeki en ufak hata  vasiyetnamenin iptal edilmesi sonucunu doğurabilmektedir. Vasiyetnameler, çok ciddi şekil şartlarına tabiidir. Dolayısıyla her ne kadar makalemizde kanun ve uygulamaya ilişkin detaylı bilgi veriyor olsak da mutlaka bir miras avukatı vasıtasıyla profesyonel hukuki destek almanızı tavsiye ediyoruz. 

Miras Hukukuna İlişkin İlginizi Çekebilecek Diğer Çalışmalarımız;

İzmir Miras Avukatı

Adres: Karşıyaka Tower No:12 Kat:9 Daire:59 Karşıyaka/İzmir

E-posta: info@efeshukuk.com

Telefon: +90 553 463 7079

Resmi Vasiyetname

Resmi Vasiyetname – İzmir Avukat

Vasiyetname yapabilmek için öncelikle on beş yaşını doldurmuş olmak ve ayrıt etme gücüne sahip olmak gerekir (MK.m.502). Vasiyetname yapılırken miras bırakanın uyması gereken şekil kuralları ile bazı sınırlamalar bulunmaktadır. Miras bırakan terekenin üzerinde sınırsız tasarruf hakkına sahip değildir. Miras bırakanın ölüme bağlı tasarruf hakkı, yani vasiyetname düzenleme hakkı, “saklı paylı mirasçıların saklı paylarını” ihlal etmemelidir. Miras bırakan, ancak bu saklı paylara dokunmayacak şekilde tasarrufta bulunabilir. 

Vasiyetname, kişinin ölümünden sonra malvarlığının ne şekilde tasfiye edileceği ve mirasının ne şekilde paylaştırılacağı yönünde sözlü veya yazılı olarak beyanda bulunulan bir çeşit ölüme bağlı tasarruftur. Yalnızca kanuna ve usule uygun olarak düzenlenen bir vasiyetname, murisin iradesine uygun şekilde sonuç doğurur. Ayrıca kişinin vasiyetname ile çocuğunu tanıması veya vakıf kurması ya da mevcut bir vakfa bağışta bulunması gibi hususlar da mümkündür. 

Vasiyetname resmi, el yazılı, sözlü olmak üzere üç şekilde yapılabilir.  Resmi vasiyetname, resmi memur tarafından iki tanığın katılmasıyla düzenlenir. Vasiyetnameyi düzenleyecek resmi memur; Sulh hakimi, noter veya kanunda kendisine yetki verilmiş diğer bir görevli olabilir. Ancak kanunda sayılan bazı kişiler vasiyetnamenin hazırlanmasında resmi görevli memur veya tanık olarak bulunamazlar. Bunlar; fiil ehliyeti bulunmayanlar, kamu hizmetinden yasaklılar, okur-yazar olmayanlar, miras bırakanın eşi, alt ve üst soy kan hısımları, kardeşleri, bunların eşleridir (MK. m. 536). 

Bunlardan birinin resmi memur veya tanık olarak katıldığı resmi vasiyetname şekil yönünden sakat olur ve iptali istenebilir. Ayrıca resmi vasiyetname ile; vasiyetname düzenlenmesine katılan resmi memur veya tanıklar, bunların alt soy-üst soy hısımları, kardeşleri ve bu kişilerin eşlerine bir kazandırmada bulunulamaz (MK. m.536/ll). Bu kişilere resmi vasiyetname yolu ile kazandırmada bulunulması halinde, ölüme bağlı tasarrufun tamamı değil, sadece bu kısmın iptali gerekir (MK. m. 558). 

Türk Medeni Kanunu’nda iki türlü resmi vasiyetname şekli yer almaktadır:  Bunlar “okunarak ve imzalanarak yapılan” ve “okunmadan ve imzalanmadan yapılan” vasiyetnameler olarak ikiye ayrılır: 

1.Okunarak ve İmzalanarak –TMK 533,534 

Resmi vasiyetname ile ölüme bağlı tasarrufta bulunmak isteyen vasiyetçi öncelikle son arzularını resmi memura yazılı veya sözlü olarak bildirir. Resmi memur soracağı sorularla vasiyetnameyi vasiyetçinin iradesine uygun olacak şekilde anlaşılır hale getirir. Resmi memur tarafından hazırlanan vasiyetname incelenmesi için vasiyetçiye verilir, vasiyetçi iradesine uygun bulursa metni imzalar. Bu imza mutlaka vasiyetçinin el yazısı ile olmalıdır. Mühür kullanmak ve parmak basmak yeterli değildir; vasiyetnamenin iptali sebebidir. Vasiyetçinin imzasından sonra resmi memur tarihi de yazarak metni imzalar. Resmi memur da imzasını attıktan sonra vasiyetçi vasiyetnameyi okuduğunu ve metnin son arzularına uygun olduğunu resmi memur ve iki tanık önünde beyan eder. Son olarak tanıklar da vasiyetçinin, resmi vasiyetname metnini kendilerinin önünde okumuş olduğunu ve vasiyetnamenin son arzularına uygun olduğunu beyan ettiğini, vasiyetçiyi tasarrufa ehil gördüklerini açıklayıp şerh verdikten sonra vasiyetnameyi imzalarlar. Böylece bu birinci türdeki resmi vasiyetname geçerli bir şekilde düzenlenmiş olur. 

2.Okunmadan İmzalanmadan – TMK 535 

Okuma yazma bilmeyenler ve hastalık veya körlük gibi sebeplerle okuma yazma iktidarından yoksun olanlar, vasiyetnameyi okuyup imzalayamayacaklarından bu ikinci tür resmi vasiyetnameyi yapabilirler. İkinci tür resmi vasiyetnamenin birinci tür resmi vasiyetnameden farkı resmi memur ve tanıkların vasiyetnamenin düzenlenmesinde daha çok rol oynamalarıdır. Yine birinci tür resmi vasiyetnameye benzer şekilde vasiyetçi son arzularını resmi memura bildirir. Resmi memur vasiyetnameyi hazırlar. Fakat birinci türden farklı olarak vasiyetçi okuma yazma bilmediğinden bu defa vasiyetname bizzat resmi memur tarafından iki tanık önünde vasiyetçiye okunur. Daha sonra vasiyetçi okunan vasiyetnamenin iradesine uygun olduğunu iki tanık önünde resmi memura beyan eder. Akabinde resmi memur vasiyetnameye tarihi yazıp vasiyetnameyi imzalar. Bundan sonra vasiyetçinin vasiyetnameyi imzalaması gerekmez. Zaten okuma yazma bilmediğinden imza atması da vasiyetçiden beklenmez. Son aşamada tanıklar, vasiyetçinin vasiyet ehliyetine sahip olduğunu, vasiyetname metninin kendi önlerinde resmi memurlar tarafından vasiyetçiye okunduğunu, okunan metnin vasiyetçinin son arzularına uygun olduğunu şerh verirler ve vasiyetnameyi imzalarlar. 

İşte miras bırakanın ölümünden sonra mallarının, gerçekten son arzularına uygun şekilde mirasçılara geçmesini sağlamasının en güvenceli yolu yukarıda açıklanmış olan iki tür resmi vasiyetnameden birini kanunda belirtilen koşullara uygun olarak yapmaktır. Vasiyetnameler, çok ciddi şekil şartlarına tabiidir. Dolayısıyla her ne kadar makalemizde kanun ve uygulamaya ilişkin detaylı bilgi veriyor olsak da mutlaka bir miras avukatı vasıtasıyla profesyonel hukuki destek almanızı tavsiye ediyoruz. 

Miras Hukukuna İlişkin İlginizi Çekebilecek Diğer Çalışmalarımız;

İzmir Miras Avukatı

Adres: Karşıyaka Tower No:12 Kat:9 Daire:59 Karşıyaka/İzmir

E-posta: info@efeshukuk.com

Telefon: +90 553 463 7079

Vasiyetten Dönme

Vasiyetten Dönme

Vasiyetten Dönme – İzmir Avukat

Vasiyet Nedir?  

Vasiyet: bir kimsenin, kendisinin ölümünden sonra yapılmasını istediği ve yerine getirilmesi gereken şey ya da şeyler olarak tanımlanmaktadır. Vasiyet yapan kişinin yapmış olduğu vasiyetinden vazgeçmesi ise kanunlarımızda vasiyetten dönme olarak tanımlanmaktadır. Vasiyetçi her zaman vasiyetinden dönebilir. Vasiyetnamede, dönülemeyeceği açıkça yazılı olsa da bu madde hükümsüzdür.  

Vasiyetten Dönme Şekilleri :  

Kanunumuzda, miras bırakanın yaptığı vasiyetten çeşitli surette dönebileceği açıkça öngörülmüştür. Bunlar yeni vasiyetname ile dönme, yok etme ile sonraki tasarruflarla dönmedir. 

1. Yeni Vasiyetname ile 

TMK m. 542 : “Miras bırakan, vasiyetname için kanunda öngörülen şekillerden birine uymak suretiyle yeni bir vasiyetname yaparak önceki vasiyetnameden her zaman dönebilir. Vasiyetnamenin tamamından veya bir kısmından dönülebilir.” 

Vasiyet için yasada öngörülen şekillerden herhangi birisi seçilerek vasiyetten dönülmesi mümkündür. Örneğin resmi vasiyetten, el yazısı ile düzenlenmiş vasiyetle dönülebileceği gibi, el yazısı ile yapılmış vasiyetten de resmi vasiyet şekliyle dönülebilir. Yoksa resmi vasiyetten ancak resmi vasiyetle ya da el yazılı vasiyetten ancak el yazılı vasiyetle dönülecek diye bir kural ve zorunluluk yoktur. 

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 15.11.1982-/8099/8586 s. Kararına göre; “Vasiyetçi, vasiyet için kanunda öngörülen şekillerden biriyle vasiyetnameden her zaman dönebilir. (MK.m.489) Öyleyse bir kimse resmi vasiyetnameden, dilerse el yazısı ile ya da şifahi vasiyet yoluyla dönebileceği gibi, el yazısı ile vasiyetnameden ise resmi vasiyetle dönebilir. Bu hususta takdir hakkı vasiyetçiye aittir.’’ 

2.Yok Etme ile 

TMK m.543: “Miras bırakan, yok etmek suretiyle de vasiyetnameden dönebilir. Kaza sonucunda veya üçüncü kişinin kusuruyla yok olan ve içeriğinin aynen ve tamamen belirlenmesine olanak bulunmayan vasiyet hükümsüz kalır. Tazminat isteme hakkı saklıdır.“ 

Vasiyet, miras bırakanın iradesiyle yok edilmemekte, ancak kaza veya üçüncü kişinin kusuru sonucu yok edilmektedir. Örneğin üçüncü bir kişinin kast ve taksirli davranışı ile yok olabilir. Bu gibi durumlarda vasiyetnamenin içeriğini tespit olanağı araştırılmalıdır. Çünkü murisin son arzularını yerine getirmek gayesi esastır. İçerik tespit olanağı araştırılmadan vasiyetnamenin hükümsüzlüğü kabul edilemez. Yasal düzenleme de (TMK m.543/2) bu husus açıkça öngörülmüştür. Bu nedenle kaza sonucunda veya üçüncü kişinin kusuruyla yok olan ve içeriğinin aynen veya tamamen belirlenmesine imkân bulunmayan vasiyetname hükümsüz kalır. Vasiyetnamenin içinde yazılı olanlar ve biçim yönü, her çeşit delille ispatlanabilir. 

Bazı hallerde ise miras bırakan yanlışlıkla vasiyetnameyi yok edebilir veya okunamaz hale getirebilir. Bu durumda vasiyetnameyi düzenleme iradesini göstermiş miras bırakanın vasiyetnamesinden dönmek istemediği açıktır. Dolayısıyla bırakmış olduğu vasiyetnamenin geçerlidir. Bilindiği üzere resmi vasiyetnameden dönmek için miras bırakanın elindeki nüshayı yok etmesi yeterli değildir. Çünkü resmi makamlar nezdinde bırakmış olduğu vasiyetnamenin onaylı sureti bulunmaktadır. Kişinin ölümü halinde bu vasiyetnamenin metni önem arz edecektir. Dolayısıyla resmi şekilde düzenlenen vasiyetnameden yok etme yolu ile dönmek mümkün olmayacaktır. Miras bırakan, önceki vasiyetnamesinden feragat ettiğine dair dilekçesini, resmi vasiyetnamesinin saklı tutulduğu makama sunmalıdır. 

El yazılı olarak düzenlenen vasiyetnamede ise, vasiyetnamenin belirli bir kısmının miras bırakan tarafından yırtılması veya bir kısmının üzerinin çizilerek paraflanması ile vasiyetnamenin ilgili kısmından dönülebilir. Sözlü vasiyetname istisnai olarak düzenlendiğinden ve düzenlenmesi sonrasında miras bırakanın ölmesini yahut yeni bir vasiyetname düzenleyemeyecek halde olmasını gerektirdiğinden sözlü vasiyetnameden de yok etme yolu ile dönülmesi mümkün değildir. Dolayısıyla yok etme yolu ile vasiyetnameden dönülmesi usulü yalnızca el yazılı vasiyetname bakımından mümkündür. 

3.Sonraki Tasarruflar / Zımnen : 

TMK m.544- “Miras bırakan, önceki vasiyetnamesini ortadan kaldırmaksızın yeni bir vasiyetname yaparsa, kuşkuya yer bırakmayacak surette önceki vasiyetnameyi tamamlamadıkça, sonraki vasiyetname onun yerini alır. Belirli mal bırakma vasiyetnamede aksi belirtilmedikçe, miras bırakanın sonradan o mal üzerinde bu vasiyetle bağdaşmayan başka bir tasarrufta bulunmasıyla ortadan kalkar.” 

Örneğin vasiyetnameye konu taşınmazın sonradan miras bırakan tarafından bir başkasına satılmış olması işlemi örtülü dönmedir. 

4.Farklı Tarihli Vasiyetnamelerin Birbiriyle Bağdaşmaması 

Miras bırakanın farklı tarihleri vasiyetnameleri çıkabilir. Bu durumda vasiyetname içeriklerine bakmak gerekir. Zıt içerikli vasiyetlerden sonraki tarihlisi geçerlidir. Örneğin miras bırakan evini oğluna vasiyet etmişse daha sonra aynı evi kızına vasiyet etmişse, iki vasiyet arasında tezat vardır ve sonraki vasiyetle ilkinden tamamen dönüldüğü sonucuna ulaşılır. Çünkü yeni yapılan vasiyetname kuşkuya yer bırakmayacak suretle önceki vasiyeti tamamlamadıkça, sonraki vasiyet onun yerini alır. 

Miras Hukukuna İlişkin İlginizi Çekebilecek Diğer Çalışmalarımız;

İzmir Miras Avukatı

Adres: Karşıyaka Tower No:12 Kat:9 Daire:59 Karşıyaka/İzmir

E-posta: info@efeshukuk.com

Telefon: +90 553 463 7079

Mirasçılıktan Çıkarma

Mirasçılıktan Çıkarma – İzmir Avukat

Mirasçılıktan çıkarma, bazı koşullarda saklı paylı mirasçıları saklı paylarından da yoksun bırakma olarak tanımlanabilir. Mirasçılıktan çıkarılan saklı paylı mirasçılar mirastan pay alamaz. Saklı pay kavramı için buraya tıklayarak detaylı yazımızı inceleyebilirsiniz.

Mirastan çıkarma uygulaması yalnız saklı paylı mirasçılar için uygulama alanı bulur. Bu durum miras bırakanın saklı payı olmayan yasal ya da iradi mirasçıları kendi iradesi ile mirastan mahrum bırakma imkânının olmasından kaynaklanır.  Ancak şu hususa dikkat çekilmelidir ki, miras sözleşmesi ile mirasçı atanan kişilerin durumu da saklı paylı mirasçılara benzer. Şöyle ki, miras bırakan miras sözleşmesinden tek taraflı olarak dönemez. Bu halde mirasçılıktan çıkarmak için gerekli şartlar mevcutsa miras bırakan ölüme bağlı tasarruf olan vasiyet ile tek taraflı olarak miras sözleşmesinden dönerek kişiyi mirasçılıktan çıkarabilir.

Mirasçılıktan çıkarma sıkı şartlara bağlanmıştır. Kural olarak miras bırakan saklı paylı mirasçılar olan eş ve alt soyun saklı payları üzerinde tasarrufta bulunamaz. Başka bir ifadeyle, mirastan çıkarma şartları mevcut değilse miras bırakan istemese de saklı paylı mirasçılar saklı paylarını alır. Miras bırakan saklı paylar haricinde kalan kısım üzerinde istediği gibi tasarrufta bulunabilir.

Medeni Kanun’un Mirasçılıktan Çıkarma İle İlgili Hükümlerini İncelersek:

I. Sebepleri

Madde 510- Aşağıdaki durumlarda miras bırakan, ölüme bağlı bir tasarrufla saklı paylı mirasçısını mirasçılıktan çıkarabilir:

1. Mirasçı, miras bırakana veya miras bırakanın yakınlarından birine karşı ağır bir suç işlemişse,

2. Mirasçı, miras bırakana veya miras bırakanın ailesi üyelerine karşı aile hukukundan doğan yükümlülüklerini önemli ölçüde yerine getirmemişse.

II. Hükümleri

Madde 511- Mirasçılıktan çıkarılan kimse, mirastan pay alamayacağı gibi; tenkis davası da açamaz.

Miras bırakan başka türlü tasarrufta bulunmuş olmadıkça, mirasçılıktan çıkarılan kimsenin miras payı, o kimse miras bırakandan önce ölmüş gibi, mirasçılıktan çıkarılanın varsa altsoyuna, yoksa miras bırakanın yasal mirasçılarına kalır.

Mirasçılıktan çıkarılan kimsenin altsoyu, o kimse miras bırakandan önce ölmüş gibi saklı payını isteyebilir.

III. İspat yükü

Madde 512- Mirasçılıktan çıkarma, miras bırakan ancak buna ilişkin tasarrufunda çıkarma sebebini belirtmişse geçerlidir.

Mirasçılıktan çıkarılan kimse itiraz ederse, belirtilen sebebin varlığını ispat, çıkarmadan yararlanan mirasçıya veya vasiyet alacaklısına düşer.

Sebebin varlığı ispat edilememiş veya çıkarma sebebi tasarrufta belirtilmemişse tasarruf, mirasçının saklı payı dışında yerine getirilir; ancak, miras bırakan bu tasarrufu çıkarma sebebi hakkında düştüğü açık bir yanılma yüzünden yapmışsa, çıkarma geçersiz olur.

IV. Borç ödemeden aciz sebebiyle mirasçılıktan çıkarma

Madde 513- Miras bırakan, hakkında borç ödemeden aciz belgesi bulunan altsoyunu, saklı payının yarısı için mirasçılıktan çıkarabilir. Ancak, bu yarıyı mirasçılıktan çıkarılanın doğmuş ve doğacak çocuklarına özgülemesi şarttır.

Miras açıldığı zaman borç ödemeden aciz belgesinin hükmü kalmamışsa veya belgenin kapsadığı borç tutarı mirasçılıktan çıkarılanın miras payının yarısını aşmıyorsa, mirasçılıktan çıkarılanın istemi üzerine çıkarma iptal olunur.

Mirasçılıktan Çıkarmanın Hukuki Sonuçları :

Mirasçılıktan çıkarma ölüme bağlı bir tasarrufla gerçekleştirilebilir. Ölüme bağlı tasarruf, vasiyetname olabileceği gibi miras sözleşmesi de olabilir; ancak çoğunlukla karşımıza vasiyetname çıkmaktadır. Miras bırakan tercih ettiği ölüme bağlı tasarrufu yaparken, saklı pay mirasçısını hangi sebeple mirasçılıktan çıkardığını açıkça belirtmelidir. Bu sebep açık olmalı, somut olaylara ve delillere dayanmalıdır.

  1. Mirasçılıktan çıkarılan kimse mirasa ilişkin haklarını kaybetmektedir. Türk Medeni Kanunu’nun 511. maddesi bunu, “mirastan çıkarılan kimse mirastan pay alamadığı gibi tenkis davası da açamaz” şeklinde ifade etmiştir. Miras bırakan saklı paylı mirasçısını payının tamamı için ıskat edebileceği gibi mirasın bir kısmı üzerinde de yapabilmektedir.
  2. Mirasçılıktan çıkarılma sonucu miras hakkını kaybeden kimse miras bırakandan önce ölmüş gibi muamele görür. Miras bırakan başka türlü tasarrufta bulunmadıkça, mirastan çıkarılan kimsenin yasal payı, mirasçılıktan çıkarılan kimsenin altsoyu (çocuğu) varsa o kimselere şayet yoksa miras bırakanın yasal mirasçılarına kalmaktadır. Mirasçılıktan çıkarılan kimsenin altsoyu, o kimse miras bırakandan önce ölmüş gibi saklı payını isteyebilir.
  3. Miras bırakan mirasçısını mirasçılıktan çıkardıktan sonraki süreçte affetmiş olabilir; ancak af, kendiliğinden ölüme bağlı tasarrufu hükümsüz hale getirmez. Miras bırakan iradesini başka bir ölüme bağlı tasarrufla açıklarsa bu durum mirasçılıktan çıkarmayı hükümsüz hale getirir. Bu hususta farklı bir pencere olarak, miras bırakan mirasçılıktan çıkardığı kişiyi sağlığında affetmiş olmakla birlikte af iradesini ölüme bağlı tasarrufla açıklamamış; fakat aile bağlarını bu kişiyle yeniden kurmuşsa, bu kişinin TMK m.512/III uyarınca tenkis davası açma hakkının olduğu ve bu davayı açarak saklı payını alabileceği söylenebilir.
  4. Mirasçılıktan çıkarma tasarrufundan vazgeçen miras bırakan daha sonra aynı sebebe dayanarak mirasçıyı mirastan çıkaramaz.
  5. Türk Medeni Kanunun 513.maddesine göre, miras açıldığı zaman aciz vesikasının hükmü kalmamışsa yahut aciz vesikasının içerdiği borç mirasçının miras payının yarısını aşmıyorsa çıkarma tasarrufu iptal edilir.
  6. Mirastan ıskat edilen (mirasçılıktan çıkarılan) mirasçı, miras bırakanın hiçbir borcundan sorumlu olmaz. Mirasçı miras bırakanın mirası kaynaklı hiçbir hak ve menfaatten yararlanamayacağı gibi hiçbir borçtan da sorumlu değildir.

İlgili Yargıtay Kararları:

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, 2019/805 E., 2019/7396 K. sayılı kararı; “Mirastan çıkarmada miras bırakan; mirasçı, miras bırakana veya miras bırakanın yakınlarından birine karşı ağır bir suç işlemişse, miras bırakana veya miras bırakanın ailesi üyelerine karşı aile hukukundan doğan yükümlülüklerini önemli ölçüde yerine getirmemişse ölüme bağlı bir tasarrufla saklı paylı mirasçısını mirasçılıktan çıkarabilir. Mirasçılıktan çıkarılan kimse, mirastan pay alamaz. Mirasçılıktan çıkarılan kimsenin miras payı, o kimse miras bırakandan önce ölmüş gibi, mirasçılıktan çıkarılanın varsa altsoyuna, yoksa miras bırakanın yasal mirasçılarına kalır. Mirasçılıktan çıkarılan kimsenin altsoyu, o kimse miras bırakandan önce ölmüş gibi saklı payını isteyebilir” şeklindedir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 2019/5571 E. , 2021/471 K. sayılı 26.01.2021 tarihli kararı: ‘’ … mirasçının, miras bırakana karşı mükellef olduğu ailevi görevlerini kusurlu davranışlarla yerine getirmemesi,  mirasçının miras bırakan ve aile üyelerine kötü davranması ve kötü sözler sarf etmesi, bayramlarda arayıp sormaması ve aile sırlarını ifşa etmesi gibi durumların ailevi görevlerin ağır bir şekilde ihlal edilmesi neticesinde değerlendirerek miras bırakanın bu sebeplerle mirasçılıktan çıkarma hakkı bulunduğu… ‘’

Miras Hukukuna İlişkin İlginizi Çekebilecek Diğer Çalışmalarımız;

İzmir Miras Avukatı

Adres: Karşıyaka Tower No:12 Kat:9 Daire:59 Karşıyaka/İzmir

E-posta: info@efeshukuk.com

Telefon: +90 553 463 7079

Evlatlıkların Miras Hakkı

Evlatlıkların Miras Hakkı

Evlatlıkların Miras Hakkı – İzmir Avukat

Evlatlık İlişkisi:

Kan bağına dayanan soybağı, adından da anlaşılacağı üzere, ana-baba ve çocuk arasındaki kan bağına dayanmaktadır. Ana yönünden soybağı, çocuğun doğumuyla birlikte kendiliğinden kurulmaktadır. Baba yönünden soybağı ise, evlilik birliği devam ederken veya evlilik birliğinin sona ermesinden itibaren üç yüz gün içinde doğan çocuklarda doğum ile kurulduğu gibi, babanın anayla sonradan evlenmesi, babanın yapmış olduğu tanıma ve babalık davasında hâkim kararı ile de kurulabilmektedir. Tabiî ki, bunun için ana-baba ve çocuk arasında kan bağı bulunması zorunludur. Evlât edinme ise, kan bağına dayanmayan yapay bir soybağı ilişkisidir. Bu ilişki, hukuki yolla kurulur.

Miras İlişkisi:

Doğrudan kanun koyucu tarafından miras hakkına sahip olan kişiler vardır. Bunlar şu  şekilde sıralanabilir. Kan hısımlığı bulunanlar, evlatlığı ve altsoyu, miras bırakan kişinin eşi, devlet. Görüldüğü üzere evlatlık olan kişi, kanun koyucu tarafından miras hakkına sahip kişilerden sayılmıştır.

Evlatlığın Miras Hakkı:

Evlatlık ve altsoyunun, miras bırakan yani evlat edinenin mirasından pay alabilmeleri için aşağıdaki koşulların gerçekleşmiş olması gerekir. Bunlar;

  1. Evlat edinenin ölmesi,
  2. Evlat edinenin ölümü anında, evlatlık ilişkisinin geçerli olması,
  3. Evlatlık ilişkisinin devam ediyor olmasıdır.

Evlat edinme işlemleri devam ederken, evlat edinmek isteyen kişi ölürse, işlem tamamlanmadığından geçerli bir evlatlık ilişkisi ölüm anında kurulmamış olacağından bu durumda evlatlık ve alt soyun mirasçılığı söz konusu olmaz. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararına göre evlatlık sözleşmesinin feshi ve evlatlık ilişkisinin kaldırılması hakkında açılan davanın görülmesi sırasında evlat edinen şahsın ölümü halinde yasal ve hukuki halefleri olan mirasçılar davayı takip ve sonuçlandırmak hakkına sahiptir.

Evlatlığın mirasçılık hakkı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 314 ve 500.maddelerinde düzenlenmiştir.

TMK m.314:“Ana ve babaya ait olan haklar ve yükümlülükler evlat edinene geçer. Evlatlık, evlat edinenin mirasçısı olur. Evlatlık küçük ise evlat edinenin soyadını alır. Evlat edinen isterse çocuğa yeni bir ad verebilir. Ergin olan evlatlık, evlat edinilme sırasında dilerse evlat edinenin soyadını alabilir.

Eşler tarafından birlikte evlat edinilen ve ayırt etme gücüne sahip olmayan küçüklerin nüfus kaydına ana ve baba adı olarak evlat edinen eşlerin adları yazılır.

Evlatlığın, miras ve başka haklarının zedelenmemesi, aile bağlarının devam etmesi için evlatlığın naklen geldiği aile kütüğü ile evlat edinenin aile kütüğü arasında her türlü bağ kurulur. Ayrıca evlatlıkla ilgili kesinleşmiş mahkeme kararı her iki nüfus kütüğüne işlenir.

Evlat edinme ile ilgili kayıtlar, belgeler ve bilgiler mahkeme kararı olmadıkça veya evlatlık istemedikçe hiçbir şekilde açıklanamaz.”

TMK m.500: ‘’ Evlâtlık ve altsoyu, evlât edinene kan hısımı gibi mirasçı olurlar. Evlâtlığın kendi ailesindeki mirasçılığı da devam eder. Evlât edinen ve hısımları, evlâtlığa mirasçı olmazlar.’’

Kanuni düzenlemeden yararlanılabilmesi için öncelikle evlatlık ilişkisinin hukuken  kurulmuş olması gerekir. Evlat edinme işleminden önce doğmuş olsun ister de evlat edinme sonrasında doğmuş olsun evlatlığın tüm alt soyu da evlat edinenin mirasçısı olarak kabul edilir. Evlatlığın gerçekleştiği anda evlatlık olarak alınan kişinin çocuklarının ya da çocuğunun reşit durumda olması dahi bu durumunda etki eden bir sebep olmaz ve mirasta hak sahibi olarak sayılırlar. Evlatlığın mirasçılığı ise sınırlı olup tek taraflıdır. Evlatlığın ölümü halinde yasal mirasçıları sadece onun alt soyu ve kan hısımları olarak kabul edilir.

Evlatlıkla İlgili Düzenlemeler:

  1. Evlatlığın mirasçılığı, aynı zamanda öz anne ve babasından da devam eder. Böylelikle hem evlat edinene hem de öz anne – babasına mirasçı olabilmektedir.
  2. Evlatlık yalnızca kendisini evlat edinen kişinin mirasçısı olabilir. Onun eşinin veyahut başka bir akrabasının mirasçısı olamaz. Bu onu diğer kan hısımlığına dayanan mirasçılıktan ayıran bir özelliktir.
  3. Evlatlığın, kendisini evlat edinenden önce vefat ettiğini varsayarsak da evlat edinen evlatlığın mirasçısı olamaz. Bu halde evlatlık tek taraflı mirasçılık getirir. Yani evlat edinen ve hısımları evlatlığa mirasçı olamayacaktır.

Evlatlık Mirasçılıktan Çıkarılabilir Mi?

Evlatlık olarak kabul edilen kişi ile kişinin öz çocuğu aynı miras hakkına sahiptir. Evlatlığın ya da mirasçısı olarak kabul edilen kişilerin mirastan yoksun bırakılabileceğine dair içeriğe Medenin Kanunun 510.maddesinde rastlamak mümkündür. Maddeye göre;

“Aşağıdaki durumlarda miras bırakan ölüme bağlı bir tasarrufla saklı paylı mirasçısını mirasçılıktan çıkarabilir.

  1. Mirasçı, miras bırakana veya miras bırakanın yakınlarından birine karşı ağır bir suç işlemiş ise;
  2. Mirasçı, miras bırakana veya miras bırakanın ailesi üyelerine karşı aile hukukundan doğan yükümlülüklerini önemli ölçüde yerine getirmemiş ise”

Yukarıda yer alan hükümler uyarınca evlatlık olarak alınan kişide öz olarak evlat kabul olan kan hısımlığı bulunan kişi de aynı ölçüde mirastan çıkarılma durumu ile karşılaşabilmektedir. Bu hükümler çerçevesinde evlatlık olan kişinin ağır suç unsuru olarak ifade edilen duruma eşlik etmesi gerekir.

İlgili Yargıtay Kararı: Yargıtay 14.Hukuk Dairesi de 2017/2282 Esas, 2021/892 Karar sayılı ve 15.02.2021 tarihli kararında “4721 Sayılı Türk Medeni Kanunun 314/2. maddesine göre evlatlık evlat edinene mirasçı olur. Aynı kanunun 500. maddesi hükmüne göre ise evlatlık ve alt soyu sadece evlat edinen yönünden kan hısımı gibi mirasçı olur. Evlat edinenin kendi miras bırakanlarından daha önce ölmesi halinde evlatlığın evlat edinenin miras bırakanlarına mirasçı olacağına ilişkin yasada bir hüküm bulunmamaktadır.” demektedir.

Miras Hukukuna İlişkin İlginizi Çekebilecek Diğer Çalışmalarımız;

İzmir Miras Avukatı

Adres: Karşıyaka Tower No:12 Kat:9 Daire:59 Karşıyaka/İzmir

E-posta: info@efeshukuk.com

Telefon: +90 553 463 7079

Tereke Nedir?

Tereke Nedir?

Tereke Nedir | İzmir Avukat

tereke

isim, hukuk, Arapça

Miras

Tereke Nedir? Miras hukuku süreçlerinde sıklıkla karşılaşılan tereke kelime anlamı olarak miras anlamına gelmekte olup; hukuk süreçlerinde miras bırakanın alacak ve borçlarının bütünü anlamına gelmektedir.

Terekenin Tespiti

Mirasbırakanın sahip olduğu malvarlığı, terekenin tespiti denen bir dava ile tespit edilebilir. Konuya ilişkin detaylı bilgi için “Terekenin Tespiti Davası” yazımızı inceleyebilirsiniz.

İlgili Yargıtay Kararları

Terekenin Borca Batıklığı Davası Açılmış İse Murise Karşı Açılan Tazminat Davası Beklenir

Yargıtay 21. Hukuk Dairesi E. 2015/8688 K. 2015/17095

4721 Sayılı Türk Medeni Kanununun 605. maddesinin 2. Fıkrası “Ölümü halinde miras bırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır.” hükmüne amirdir. Bu hüküm bir karinedir. Mirasın hükmen reddi bir süreye tabi olmayıp, mirasçılar, alacaklılara karşı açacakları tespit davası ile terekenin borca batık olduğunun tespitini her zaman isteyebilecekleri gibi, mirasçılara karşı açılacak davada defi olarak da her zaman terekenin borca batık olduğu ileri sürülebilirler. Somut olayda, davalı def’i yolunu tercih etmiştir. Açılan bu davada miras bırakanın ödemeden aciz olduğunu dile getirilmiştir. İşte bu halde mirasın reddedilmiş olduğunun kabulü gerekir. Bu nedenle de Düriye ve R.. E.. tarafından davaya karşı ileri sürülen terekenin borca batık olduğuna ilişkin bu savunmanın hadise (ön sorun) şeklinde incelenip karara bağlanması gereklidir.

Terekenin Borca Batık Olduğunu Tespit Etmekte Asliye Hukuk Görevlidir

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E. 2015/ 2918 K. 2016/ 4100

Mirasın hükmen reddi davasının özelliği gereği ölüm tarihinde murisin ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır (TMK m. 605/2). Mirasçılar Türk Medeni Kanununun 610. maddesinde yazılı aykırılık da bulunmadıkça yani zımnen mirası kabul etmiş duruma düşmüş olmadıkça her zaman murisin ödemeden aczinin tespitini isteyebilir. Türk Medeni Kanununun 606. maddesinde belirtilen süre bu davada uygulanmaz. Dava alacaklılara husumet yöneltilerek görülür. Bu davada yetkili mahkeme ise alacaklıların davanın açıldığı zamandaki ikametgahı mahkemesidir. Ayrıca TMK’nın Velayet, Vesayet ve Miras Hükümlerinin Uygulanmasına İlişkin Tüzüğün 39/2 bendi gereğince mirasın reddi yetkisini içeren özel vekaletname sunulması zorunludur.
28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsamaktadır.
Bir davada olayları açıklamak taraflara, hukuki nitelendirme hakime aittir (HMK m. 33). Dava dilekçesi içeriğine göre dava, ölüm tarihinde murisin ödemeden aczinin tespiti isteğine ilişkindir (TMK m. 605/2). Uyuşmazlık davacıların mirasçılık sıfatından doğan bir davadır. 6502 sayılı Tüketcinin Korunması Hakkında Kanun, sadece tüketici işlemleriyle tüketicilere yönelik uygulamaları kapsamaktadır. Görülmekte olan davada ise 6502 sayılı Kanunun uygulaması ile ilgili bir ihlilaf söz konusu olmadığı gibi bu tür uyuşmazlıklarda tüketici mahkemesinin görevli olduğu konusunda bir düzenleme de bulunmamaktadır.
23.12.1942 günlü ve 24/29 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararına göre, mirasın hükmen reddi davasında görevli mahkeme borç miktarına göre belirlenir. Davanın açıldığı tarihten önce yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ise asliye hukuk ve sulh hukuk mahkemesinin görevli olup olmadığını tayin ve tespitte dava konusunun değeri ve miktarı ölçüsünü kaldırmış, dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarda, görevli mahkemenin aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesi olduğu hükme bağlanmıştır (HMK m. 2/1).
Kanunda bu konuda aksine bir düzenleme bulunmadığına göre, terekenin borca batık olduğunun tespitine ilişkin davalarda asliye hukuk mahkemesi görevlidir. Görev, kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece yargılamanın her aşamasında kendiliğinden dikkate alınması zorunludur.

Miras Hukukuna İlişkin İlginizi Çekebilecek Diğer Çalışmalarımız;

İzmir Miras Avukatı

Adres: Karşıyaka Tower No:12 Kat:9 Daire:59 Karşıyaka/İzmir

E-posta: info@efeshukuk.com

Telefon: +90 553 463 7079

Kardeşlerin Miras Hakkı

Kardeşlerin Miras Hakkı

Kardeşlerin Miras Hakkı | İzmir Avukat

Yasal mirasçılar, miras bırakanın vefatından önce yaptığı miras hakkını ortadan kaldıran tasarruflara karşı kanun tarafından özel olarak korunmaktadır. Kanunun koruduğu bu paylara “saklı pay”, korunan miras payına sahip mirasçılara ise “saklı pay sahibi mirasçılar” denir. Saklı pay sahibi mirasçılar alt soy, ana- baba ve sağ kalan eştir. Medeni Kanun’ da 10.05.2007 tarihinde yürürlüğe giren değişiklik ile kardeşlerin saklı payı kaldırılmıştır. Fakat kardeşler, saklı pay sahibi olmasalar da belirli şartlarda mirasçı olarak mirastan pay hakkı alabilmektedir. Bu pay hakkı, miras bırakarak vefat eden kişinin alt soyunun ( çocuklarının ) olup olmamasına göre değişmektedir. İnceleyecek olursak:

Zümre Esası: Mirastan pay alacak kişiler, zümre esası sistemi denen bir sisteme uygun olarak belirlenir. Bu sisteme göre 3. zümreye kadar olan akrabalar mirastan pay alma hakkına sahip olmaktadır. Söz konusu zümrelerde 1. zümre, miras bırakanın alt soyundan oluşur. Bu kategoriye, miras bırakan kişinin çocukları ve torunları girer. 2. zümre ise miras bırakan kişinin annesi, babası, kardeşleri ve yeğenleri olarak belirtilir. Mirasın 2. Zümreye kalması için, 1. Zümreden kimsenin olmaması yani vefat eden kişinin altsoyunun bulunmaması gerekir. 3. zümre de miras bırakanların büyükanneleri ve büyükbabalarıdır. Mirasın 3. Zümreye kalması için 1. Ve 2. Zümreden kimsenin olmaması gerekir.

Bir başka anlatımla: İkinci zümre, miras bırakanın anne-babası ile bunların alt soyundan ( kardeşleri, kardeş çocukları, kardeş torunları) oluşur. Bunların mirastan pay alabilmesi için birinci zümreden mirasçı olmaması şarttır. Burada tereke, anne ve babaya 1/2, 1/2 şeklinde ikiye bölünür. Anne- babadan biri vefat etmişse onun payı alt soya, yani kardeşe; eğer kardeş de ölmüşse onun yerini varsa kardeşin alt soyu olan yeğenler alır.

Söz konusu zümreler dışında kalanların düzenlenen bir vasiyetname olmadan mirastan pay almaları mümkün olmamaktadır. Miras dağıtımı sırasında kanuni sıralama birinci zümreden başlar. Eğer birinci zümre hayatta ise ikinci zümre mirastan pay alamaz. Bu durumda, kardeşlerin mirastan pay alabilmesi için mirasın 2. zümreye kalması gerektiğini söyleyebiliriz. Yani, vefat eden kişinin altsoyu ( çocukları-torunları) yoksa miras 2. zümreye kalacaktır. Bu halde vefat eden kişinin mirasçıları ise annesi ve babasıdır. Anne veya babadan biri veya ikisi de vefat etmişse, ölen anne babanın yerini o anne babadan olan kardeşler alır.

Vasiyetname Düzenlenmişse: Kardeşler arası miras paylaşımının yapılmasında öncelik, vefat eden kişinin vasiyetidir. Vasiyette bulunan miras paylaşımına göre kardeşlerin payları verilir. Vefat eden kişinin vasiyeti yoksa yukarıda belirtilen şekilde miras paylaşımı yapılır.

Karmaşık bir yapıya sahip olan miras hukukunda kimlerin mirastan ne kadar pay alacağı, mirasın nasıl bölüneceği, hileli satış gibi durumlar söz konusu olduğunda diğer mirasçıların haklarını nasıl alabileceği, kardeşler arasında miras paylaşımı, mirasta yaşanan anlaşmazlıklar üzerine mirasın satışı ile ilgili işlemler, mirasçıların saklı pay oranları, mirasın reddi gibi davalar, mirasın borçlu olması, vefattan önce yapılmış sözleşmeler, vasiyetname hazırlanması gibi pek çok farklı konu bulunmaktadır. Bu konular hakkında mutlaka miras hukuku konusunda uzman bir avukat ile işbirliği içinde çalışılması icap eder. Konuya ilişkin danışmanlık almak için uzman ekibimiz ile iletişime geçebilirsiniz.

Miras Hukukuna İlişkin İlginizi Çekebilecek Diğer Çalışmalarımız;

İzmir Miras Avukatı

Adres: Karşıyaka Tower No:12 Kat:9 Daire:59 Karşıyaka/İzmir

E-posta: info@efeshukuk.com

Telefon: +90 553 463 7079

Tenkis Davası

Tenkis Davası | İzmir Avukat

Av. Dilek Yavuz Uysal

Tenkis (Mirasta Denkleştirme) Davası

Tenkis davası, mirasbırakanın, mirası üzerindeki tasarruf özgürlüğünü aşarak saklı pay sahibi mirasçıların miras hakkına yaptığı tecavüzün giderilmesi ve mirasbırakanın yaptığı tasarrufun kanuni sınırlar içerisine çekilmesi için açılan bir dava türüdür.

1. Mirasta Saklı Pay Kavramı Nedir?

Mirasbırakanın tasarruflarıyla terekede hak sahibi olmalarını önleyemeyeceği yasal mirasçılara,  saklı paylı mirasçılar denilmektedir. Mirasbırakan, malvarlığını dilediği gibi kullanma ve tasarruf etme yetkisine sahip olsa da, kanunen saklı paylı kabul edilen kişilerin miras payı üzerinde tasarruf edemez. Türk Medeni Kanunu’na göre; Altsoy yasal miras payının ½’si kadar, ana ve babadan her biri için yasal miras payının ¼’ü kadar, sağ kalan eş için: Altsoy veya ana ve baba zümresiyle birlikte mirasçı olması halinde yasal miras payının tamamı, diğer hallerde yasal miras payının ¾’ü kadar saklı pay hakkına sahip olacaklardır. Mirasta saklı paylara ilişkin detaylı yazımıza buradan ulaşabilirsiniz.

2. Tenkis Davasını Kim Açabilir?

Tenkis davasını kanunen sadece saklı pay sahibi olan mirasçılar açabilmektedir. mirasbırakan kişinin altsoyu (çocukları, torunları ….. gibi ) üstsoyu, (annesi ve babası)  ve eşi açma hakkına sahiptir. Tenkis davasını, kural olarak kanunda tenkis davasını açmaya ehil olarak belirtilmeyen kişiler bu davayı açamazlar. Örneğin, vasiyet alacaklısı yani vasiyetname yolu ile yada miras sözleşmesi ile kendisine belirli bir mal yahut hak bırakılan kimse, tenkis davasını açma hakkına sahip değildir. Zira bu kişiler kanunen mirasçı sıfatına sahip olsa da, saklı pay sahibi değildirler.

3. Tenkis Davası Kime Karşı Açılır?

Tenkis davası kural olarak saklı pay sahibi mirasçılar tarafından, miras bırakanın lehine ölüme bağlı tasarruf yaptığı kişi veya kişilere ya da kurumlara  karşı açılmalıdır. Örneğin, mirasbırakanın saklı pay sahibi olan eşi , bu davayı mirasbırakanın mallarını devrettiği üçüncü bir kişiye karşı açabilir.

4. Tenkis Hesabında Esas Alınacak Tereke Nasıl Hesaplanır?

Terekenin hesaplanması, mirasbırakanın malvarlığının belirlenmesi için yapılacak ilk ve enönemli hesaplamadır. Hesaplama yapılırken tereke aktiflerinden ( mirasbırakanın taşınmazları, bankadaki parası, araçları vs.) , önce aşağıda (-) ile belirtilen değerler çıkartılır. Sonrasında ise terekeyi hesap edebilmek için (+) ile belirtilen değerler terekeye eklenir.

Tereke Aktifleri             Cenaze Giderleri

                                              Tereke Borçları

                                              Tedbir Masrafları

                                              Birlikte Yaşayanların Üç Aylık Geçim Giderleri      

                                     +      Sağlararası Karşılıksız Kazandırmalar

                                             (Denkleştirmeye Tabi Kazandırmalar)

                                             (Tenkise Tabi Sağlararası Kazandırmalar)

                                             (Hayat Sigortası Satınalım Bedeli)

5. Tenkis Usulü Nedir?

Tenkis davası açıldıktan sonra tenkisin nasıl yapılacağı kanunda belirlenmiştir. Buna göre tenkis, saklı pay tamamlanıncaya kadar; önce ölüme bağlı tasarruflardan, bu yetmezse en yeni tarihliden en eskisine doğru geriye gidilmek üzere sağlar arası kazandırmalardan yapılır. Ancak burada bazı kazandırmaların tenkisinin en son yapılacağı belirlenmiştir. Tüzel kişiler ile kamuya yararlı dernek ve vakıflara yapılan ölüme bağlı tasarruflar ile sağlararası kazandırmalar en son sırada tenkis edilir.

6. Tenkis Davasında Zamanaşımı

Tenkis davasını açma hakkına sahip olan saklı pay sahibi mirasçılar, saklı paylarının ihlal edildiğini öğrendikleri tarihten itibaren başlamak üzere 1 sene içerisinde tenkis davası açmalıdır. Ancak vasiyetnamenin açılmasından (yani miras taksiminden itibaren başlamak üzere) herhalde 10 yıl geçmekle, saklı pay sahibi mirasçıların tenkis davası açma hakkı zaman aşımına uğrar. Dolayısı ile süreler uymanız herhangi bir hak kaybına uğramamanız bakımından oldukça elzemdir.

Konuya ilişkin hukuki danışmanlık almak için uzman ekibimiz ile iletişime geçebeilirsiniz.

Miras Hukukuna İlişkin İlginizi Çekebilecek Diğer Çalışmalarımız;

İzmir Miras Avukatı

Adres: Karşıyaka Tower No:12 Kat:9 Daire:59 Karşıyaka/İzmir

E-posta: info@efeshukuk.com

Telefon: +90 553 463 7079