Category Archives: Kira Hukuku

Kiraya Verenin Hapis Hakkı

Kiraya Verenin Hapis Hakkı
Kiraya Verenin Hapis Hakkı

Kiraya Verenin Hapis Hakkı | İzmir Avukat

Hapis hakkı, alacaklıya fiili hakimiyeti bulunan ve geri verilmesi gerekli olan borçluya ait taşınır mallar ve kıymetli evrağı vermeyerek, bunları borç ödeninceye kadar alacağın teminatı olarak alıkoyma ve paraya çevirme yetkisi veren haktır. Kira sözleşmelerinde kiraya vereni ( kira bedeli alacağını tahsil edebilmesi konusunda ) korumak için bazı hukuki düzenlemeler mevcuttur. Bunlara örnek, Türk Borçlar Kanunu’nda kiralayana hapis hakkı adı altında tanınan rehin hakkıdır.

Kiracının, kira borcu bakımından zaten kişisel sorumluluğu bulunduğundan hapis hakkının konusunu  kiracıya ait taşınırlar oluşturur. Hapis hakkı ile, kiraya veren bunlara el koyabilmektedir. Bu durum hapis hakkının ayni hak olduğunu, ayni haklardan da teminat amaçlı rehin hakkı olduğu ve yasa koyucu tarafından kiraya verene özel bir hak tanıdığı sonucunu ortaya koymaktadır.

Kiraya verenin hapis hakkı Türk Borçlar Kanunu (TBK) Madde 336‘da düzenlenmiştir. Buna göre:  

  1. Taşınmaz kiralarında kiraya veren, işlemiş̧ bir yıllık ve işlemekte olan altı aylık kira bedelinin güvencesi olmak üzere, kiralananda bulunan ve kiralananın döşenmesine veya kullanılmasına yarayan taşınırlar üzerinde hapis hakkına sahiptir.
  2. Kiraya verenin hapis hakkı, alt kiracının asıl kiracıya olan kira borcunu asmamak üzere, alt kiracının kiralanana getirdiği aynı nitelikteki taşınırları da kapsar.
  3. Hapis hakkı, kiracının haczedilemeyen malları üzerinde kullanılamaz.

TBK m. 336/1’de hapis hakkıyla güvence altına alınan alacaklar; kiralayan, geçmiş bir yıllık ve işleyecek altı aylık kira alacağının teminatını teşkil etmek üzere; kiralananın döşenmesine veya kullanılmasına yarayan taşınırlar üzerinde hapis hakkı vardır. Kiralayanın bu hakkı yukarıda açıklanan dönem içinde doğmuş ve doğacak kira alacaklarını teminat altına almak üzere her zaman kullanılabilir.

Borçlar Kanunu’nun yanı sıra İcra İflas Kanunu’nda da(İİK) Ayrıca  m.270 ve 271 maddeleri hükümleri de kiraya verenin hapis hakkına ilişkin diğer düzenlemedir. Hapis hakkı, kira alacağının teminatı olarak kiralanana getirilen haczi kabil taşınır eşya üzerinde kullanılabilir. Kiraya veren hapis hakkına dayanarak, kira alacağı ödenene kadar kiralanandaki taşınır eşyaya el koyabilir ve bu eşyanın paraya çevrilmesi yoluyla alacağının karşılanmasını talep edebilir. Bu kanun maddesi, bütün taşınmaz kiralarında uygulanabilir.

Hapis Hakkı Kapsamına Giren Mallar

Kiraya veren hapis hakkını, TBK m. 336/1 açık hükmü uyarınca, kiralanan taşınmazda bulunan ve kiralananın döşenmesine veya kullanılmasına yarayan taşınırlar üzerinde kullanabilir demektedir. Bu anlamda, kiralanan konutta bulunan koltuk, masa vb. taşınırlar ile kiralanan işyerinde bulunan işyeri faaliyetine yönelik makine gibi mallar, doktrin ve uygulamada çoğunluklu olarak kabul edildiği üzere hapis hakkının konusunu oluştururlar. Burada konut ve işyeri bakımından ayrım yapılması mümkün ise de, temel olarak hapis hakkının konusunu konut veya işyerinde kullanılan eşyalar oluşturacaktır. Örnekleyecek olursak :

Mesken (Konut) Bakımından

TBK 336. madde hükmünde bahsi geçen döşeme ve kullanma unsurlarını kapsayan halı, koltuk, masa, kütüphane, vitrin, dolap, raf, sehpa, sandalye, buzdolabı, çamaşır makinası ve bulaşık makinası gibi beyaz eşyalar ve televizyon, müzik seti,, uydu alıcısı gibi elektronik eşya haczi kabil olmak kaydıyla Türk Borçlar Kanununun 336. maddesinin 3. fıkrası uyarınca hapis hakkı kapsamına girer.

Buna karşın Eski Borçlar Kanunu m. 267/1’den farklı olarak yeni Borçlar Kanununun m. 336/1’de hapis hakkı konusu edilmeyen taşınmazın süslenmesine yani kiralananın daha güzel daha hoş görünmesini sağlamak üzere meskende bulunan eşyalar hapis hakkı kapsamında değildir. Bu kapsamda örneğin, duvara asılı tablo, gümüş şamdan, değerli süs eşyaları, resim çerçeveleri evin döşenmesi ve kullanılması için “gerekli” eşyalar olmayıp, sadece ortamın daha güzel ve hoş görünmesini sağlamak amacıyla bulundurulan eşyalar olduğu için artık hapis hakkı kapsamında değerlendirilemeyecektir.

İşyeri Bakımından

İşyerinde gerçekleştirilen ticari veya sınai faaliyette kullanılmak üzere kiralananı döşemek ve kullanmak amacıyla bulunan masa, sandalye, raf, makine, kasa, buzdolabı, bilgisayar, telefon, yazıcı gibi mallar haczi kabil olmak kaydıyla TBK m. 336 uyarınca hapis hakkı kapsamındadır.

Hapis Hakkı Nasıl Kullanılır?

Kiraya verenin hapis hakkını nasıl kullanacağı, TBK m. 338’de düzenlenmiştir. Söz konusu maddede, “Kiracı, taşınmak veya kiralananda bulunan taşınırları başka bir yere taşımak istediği takdirde kiraya veren, alacağını güvence altına almasını sağlayacak miktardaki taşınırı, sulh hâkiminin veya icra müdürünün kararıyla alıkoyabilir. Alıkoyma kararının konusu olan eşya, gizlice veya zorla götürülürse götürülmelerinden başlayarak on gün içinde kolluk gücünün yardımıyla kiralanana geri getirilir. ”

Kanun maddesinden de anlaşılacağı üzere kiraya verenin seçimlik bir hakkı olup ister Sulh hâkiminden, isterse de icra dairesinden defter tutulması yolu ile taşınırlar üzerinde hapis hakkının uygulanmasını talep edebilir.

Ayrıca hapis hakkın uygulamasında göz önüne alınması gereken İİK m.270 hükmünde; “Kiralayan evvelce yapılması lazım gelen icra takibi yapmadan haiz olduğu hapis hakkının muvakkaten muhafazası için icra dairesinin yardımını isteyebilir. Teahhurunda tehlike varsa zabıtanın yahut nahiye müdürünün de yardımı istenebilir. İcra dairesi üzerlerinde hapis hakkı bulunan eşyanın bir defterini yapar ve rehinleri paraya çevirme yoluyla takip talebinde bulunması için kiralayana on beş günü geçmemek üzere münasip bir mühlet verir.” ifadeleri yer almaktadır.

 Dolayısıyla kiraya verenin hapis hakkını nasıl kullanacağı konusu incelenirken her iki hükmün de dikkate alınması ve hangi yol ile hapis isteneceğinin belirlenmesi gerekmektedir.

İcra Mahkemesi’nce yapılan yargılamaya ve toplanan delillere göre; davacının icra takibinden sonra 14.05.2002 tarihinde hapis hakkının tesisi için talepte bulunduğu, ne var ki icra müdürlüğüne başvurarak bu malların defterini tutturmadığı ve rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlatmadığı, hapis hakkı kullanılmadan başlatılan kira alacağına ilişkin takiplerin öncelikli olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı şirket vekili tarafından temyiz edilmiştir.

YARGITAY 19. HUKUK DAİRESİ, E. 2004/9522 , K. 2005/3781

”Borçlar Kanunu’nun 267 nci maddesine göre kiralayan, geçmiş bir yıllık ve işleyecek altı aylık kira alacağının teminatını teşkil etmek üzere; kiralanan taşınmazın tefrişatı, tezyinatı ve kiralanandan yararlanmayı kolaylaştırmak üzere hasredilmiş taşınır malları üzerinde hapis hakkını haizdir. Kiralayanın bu hakkı yukarıda açıklanan dönem içinde doğmuş ve doğacak kira alacaklarını teminat altına almak üzere her zaman kullanılabilir. Aynı yasanın 269 ncu maddesindeki şartların olayda bulunmadığı da dikkate alındığında davacı yanın bedeli paylaşıma konu olan mallar üzerindeki hapis hakkının korunması ve sıra cetvelinde öncelikle yer alması gerekir. Mahkemece malların defterinin tutulmadığı gibi yasada yer almayan bir şartın bulunmadığından bahisle davanın reddinde isabet olmadığı gibi, rehin ve hapis haklarında alacak, söz konusu teminat kapsamında rüçhanlı olup, hiç takibe girişilmese dahi öncelikle ödenmelidir. Açıklanan nedenlerle yerel mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.”

Hapis Hakkının Sona Ermesi

Teslime bağlı rehni sona erdiren sebepler hapis hakkının sona ermesine de yol açar. Alacaklıdaki zilyetliğin son bulması halinde hapis hakkı son bulur. Alacaklı, zilyetliği rızası olmadan kaybetmişse; malı dava yoluyla elde edinceye kadar hapis hakkı askıda kalır. Sürecin en etkin şekilde ve davacının haklarını koruyacak şekilde ilerlemesi için, bu davaların alanında uzman avukat aracılığı ile takibinde hukuki yarar vardır. İletişime geçmek için buraya tıklayabilirsiniz.

Kira ve Taşınmaz Hukukuna İlişkin Diğer Yazılarımız İçin;

Address: Karşıyaka Tower No:12 Kat:9 Daire:59 Karşıyaka/İzmir

E-mail: info@efeshukuk.com

Phone: +90 553 463 7079

Gürültülü Komşuya Karşı Ne Yapılabilir?

Gürültü Komşu

Gürültü Komşu | Komşuluk Hukuku | Av. Dilek Yavuz Uysal

Gürültülü Komşuya Karşı Ne Yapılabilir?

Kat Mülkiyeti Kanunu– KMK’nın 18. maddesine göre ister kiracı, ister ev sahibi olsun, komşular “birbirlerini rahatsız etmemek, doğruluk kaidelerine uymak, haklarını çiğnememek, yönetim planına uymakla” yükümlüdürler. Kat malikleri tadilat ve tefrişat nedeniyle komşularını rahatsız edebilir. Bu rahatsızlık zaman zaman yüksek sesli çalışma seklinde ortaya çıkabileceği gibi, zaman zaman da günün erken saatlerinde başlayan tadilatlar olarak karşımıza çıkabilmektedir. Peki bu durumda ne yapabiliriz?

  1. Kat mülkiyetini tesis eden yönetim planında mutlaka gürültü ve tadilata ilişkin kurallar ve sınırlamalar bulunur.  ( örneğin yüksek sesli müzik dinlenemez, balkondan halı çırpılamaz gibi) Herhangi bir adım atmadan önce yönetim planını inceleyerek, aykırı davranış olup olmadığını tespit etmeniz mümkündür. Aykırı davranış söz konusu ise, aykırılığın giderilmesi talebinizi ve şartları varsa manevi tazminat talebinizi mahkemeye yöneltebilirsiniz.
  2. Rahatsızlığı veren kişi kiracı ise mal sahibini bilgilendirerek kiracının aykırı davranışa son vermesi hususunda uyarılmasını talep edebilirsiniz.
  3. Kabahatler kanunu kapsamında kolluk ya da zabıtaya şikayette bulunarak gürültü yapan kişinin idari para cezası ile cezalandırılmasını sağlayabilirsiniz. 
  4. Tadilat sırasında balkonu daireye katma, odaları birleştirme vb. gibi belediye tarafından onaylı binanın imar planına ve mimari projeye aykırılık oluşturduğunu tespit ettiyseniz belediyeye şikayette bulunarak aykırı yapının kaldırılması sürecini başlatabilir; imar kirliliğine neden olma sebebi ile suç duyurusunda bulunabilirsiniz. 
  5. Yine tadilatlar esnasında iş sağlığı ve güvenliği önlemlerine aykırı, insan hayatını tehlikeye sokan bir durumu tespit ederseniz T.C Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İl Müdürlüğüne şikayet edebilirsiniz. 
  6. Tadilat komşu tarafından, doğrudan işçi çalıştırmak suretiyle yapılıyorsa ve SGK da geçici işyeri dosyası açılmadıysa; konunun incelenmesi için Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğüne şikayet edebilirsiniz. 
  7. Komşu, idari para cezasına rağmen aynı şekilde davranırsa son çare mahkemeye gitmektir. Bulunduğunuz yer sulh hukuk mahkemesine başvurarak komşunuzun gürültü yapmasını yasaklatabilirsiniz. Mahkeme, desibel ölçümü de yaptırarak bu konuda tedbir kararı verebilir. Komşunuz, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın belirlediği değerlerin üzerinde gürültü yapıyorsa tedbir kararı vererek gürültü yapması yasaklanır.
  8. Tedbir kararına rağmen komşunuzun verdiği rahatsızlık sürerse, savcılığa başvurulabilir. TCK’nın 123. maddesindeki, “huzur ve sukûnu bozmak suçu” işlendiği iddiasıyla şikâyetçi olabilirsiniz. Bu suçun cezası üç aydan 1 yıla kadar hapistir. Delil durumuna göre dava açılıp komşunuz ceza alabilir.
  9. Kanunda son çare olarak taşınmazın satın alınmasına yönelik düzenleme vardır. Kat Mülkiyeti Kanunu’nun “kat mülkiyetinin devri mecburiyeti” başlıklı 25. maddesine göre şikâyetçi olunan bir komşu, diğerlerini rahatsız ediyor, haklarını ihlal ediyor ve bu davranışlar da “çekilmez bir hal alıyor” ise şikâyetçi olan kat malikleri, o malikin mülkiyet haklarının kendilerine devredilmesini hâkimden isteyebilirler. Özetle, tüm komşular birleşerek “apartman yaşantısını çekilmez kılan” o komşunun dairesini mahkeme yolu ile satın alabilir.

Sürekli olarak ses yaparak diğer komşuları rahatsız eden kişiye veya tadilat sebebiyle rahatsızlık veren kişiye karşı polis, savcılığa suç duyurusu, mahkemeden tedbir talep etmek, yöneticiye veya ev sahibine bildirmek şeklinde başvurabileceğimiz yollar tercihe bağlı olup herhangi bir sıralamaya tabi değildir. Örneğin gürültü yapan bir komşunuzu ilk olarak yöneticinize bildirebileceğiniz gibi direkt Türk Ceza Kanununun ilgili maddeleri gereğince savcılığa da bildirebilirsiniz. 

Konuya ilişkin hukuki danışmanlık almak için uzman ekibimiz ile Contact page.

Kira ve Taşınmaz Hukukuna İlişkin Diğer Yazılarımız İçin;

Address: Karşıyaka Tower No:12 Kat:9 Daire:59 Karşıyaka/İzmir

E-mail: info@efeshukuk.com

Phone: +90 553 463 7079

Kiracı Boya Badana Yapmak Zorunda mı?

Kiracı Boya Badana | Kira Hukuku | İzmir Avukat | İzmir Avukatlık Bürosu | İzmir Avukatları | İzmir Hukuk Büroları | Efes Hukuk Bürosu

Kiracı, Evden Çıkarken Evi Boyatmak Zorunda mı? | Kiracı’nın Boya Badana Yapma Yükümlülüğü

Kiracı Boya Badana Yükümlüsü Müdür? 6098 sayılı Borçlar Kanunu’muzun kiralananın geri verilmesi” başlıklı 334 üncü maddesine göre, “ Kiracı kiralananı ne durumda teslim almışsa, kira sözleşmesinin bitiminde o durumda geri vermekle yükümlüdür. Ancak kiracı sözleşmeye uygun kullanma dolayısıyla kiralananda meydana gelen eskimelerden ve bozulmalardan sorumlu DEĞİLDİR.”

Örnek bir karar ile açıklayacak olursak;
Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin esas: 2013/9132, karar: 2014/2227 ve 27.02.2014 tarihli kararında özetle aşağıdaki ifadeler yer almaktadır;

“… O halde, somut olayda davalı kiracı, sadece ve ancak, kira süresi içerisinde kiralananın hor kullanılması nedeniyle oluşan zararlarla sınırlı olarak kiralayana karşı sorumludur. Dolayısıyla, hor kullanma iddiasının ileri sürüldüğü eldeki davada, yerel mahkemece öncelikle bu yön üzerinde durulmalı, kiralananda varlığı saptanan hasarların hor kullanım sonucunda oluşup oluşmadığı belirlenmelidir. Delil tespiti raporunda kiralananda mevcut hasarlar tek tek açıklanmış ve taşınmazda hor kullanımdan kaynaklanan ve normal kullanımdan kaynaklanan hasarlar ayrı ayrı belirtilmiştir. Nitekim bu ayırım mahallinde yapılan keşif sonucu alınan bilirkişi raporuyla da ortaya konulmuştur. Buna göre tavandaki kirlenmeden dolayı ve boya badanada meydana gelen hasarlar normal kullanım, kırılan cam bedeli de hor kullanım olarak belirlenmiştir. Bu durumda, normal kullanımdan kaynaklanan hasarlardan dolayı Borçlar Kanunu’nun 266/2 nci maddesi uyarınca ve tersini öngören bir sözleşme hükmünün de bulunmaması karşısında, kiracının tazminat sorumluluğu bulunmadığından yazılı şekilde hem normal hem de hor kullanımdan kaynaklanan hasarlara hükmedilmesi doğru değildir.” Denilmektedir.

Peki sözleşmeye kiracının taşınmazı boşaltırken söz konusu taşınmazı boyatması yönünde bir madde konulursa ne olur?

Düzenlemeye bakacak olursak:

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun kiralananın geri verilmesi başlıklı 334 üncü maddesine göre, “ Kiracının sözleşmenin sona ermesi hâlinde, sözleşmeye aykırı kullanmadan doğacak zararları giderme dışında, başkaca bir tazminat ödeyeceğini önceden taahhüt etmesine ilişkin anlaşmalar GEÇERSİZDİR.”

İlgili kanun hükmünden de anlaşılacağı üzere, kira sözleşmesinde “boyalı alındı-boyalı teslim edilecektir” ibaresinin yer alması hiçbir hüküm ifade etmemektedir. Yani kiracı boya badana yapmakla yükümlü değildir. Bir başka değişle, yukarıdaki ilk örnekte de yer aldığı üzere evi boyalı teslim etmek zorunda değildir. Burada söz konusu eksilmelerin normal kullanımdan kaynaklanması hususu atlanmamalıdır. Örneğin duvarların kasıtlı olarak çizilmesi, resimler yapılması gibi durumlar bu kanun hükmünden ayrık tutulmakta olup kiracı bu durumda taşınmazı eski haline getirerek teslim ile yükümlüdür.

For detailed information or questions you can visit Contactpage.

Kira ve Taşınmaz Hukukuna İlişkin Diğer Yazılarımız İçin;

Address: Karşıyaka Tower No:12 Kat:9 Daire:59 Karşıyaka/İzmir

E-mail: info@efeshukuk.com

Phone: +90 553 463 7079

Kira İlişkisinde İki Haklı İhtar

Kira İlişkisinde İki Haklı İhtar

Kira ihtar | İzmir Avukat | İzmir Avukatlık Bürosu

6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu Madde 352/2 uyarınca; kiraya veren, kiracıya kira bedelini ödemediği için yazılı olarak iki haklı ihtar göndermiş ise, açacağı dava ile kira sözleşmesini sona erdirebilir. Kiraya veren, kira bedelinin ödenmemesi ya da geç ödenmesi nedeni ile bir yıl içerisinde iki defa haklı yazılı ihtarname gönderdiği kiracı aleyhine tahliye davası açma hakkına sahiptir.

İki haklı ihtar sebebiyle tahliye davası açılabilmesi için ise ;

  • Kiracı iki haklı ihtara sebebiyet vermelidir. (iki ayrı aya ilişkin kira borcunu ödememek gibi)
  • Bu iki ihtar, bir kira yılı içerisinde iki farklı aya ait olmalıdır.
  • İhtarlar, muaccel olan kira bedeli alacağına ait olmalıdır.

Söz konusu ihtarların noter üzerinden yapılmış olma şartı bulunmamaktadır. Kiracı aleyhine icra takibi açılması da bu da ihtar yerine geçmektedir.

Türk Borçlar Kanunu

MADDE 352- Kiracı, kiralananın teslim edilmesinden sonra, kiraya verene karşı, kiralananı belli bir tarihte boşaltmayı yazılı olarak üstlendiği hâlde boşaltmamışsa kiraya veren, kira sözleşmesini bu tarihten başlayarak bir ay içinde icraya başvurmak veya dava açmak suretiyle sona erdirebilir. Kiracı, bir yıldan kısa süreli kira sözleşmelerinde kira süresi içinde; bir yıl ve daha uzun süreli kira sözleşmelerinde ise bir kira yılı veya bir kira yılını aşan süre içinde kira bedelini ödemediği için kendisine yazılı olarak iki haklı ihtarda bulunulmasına sebep olmuşsa kiraya veren, kira süresinin ve bir yıldan uzun süreli kiralarda ihtarların yapıldığı kira yılının bitiminden başlayarak bir ay içinde, dava yoluyla kira sözleşmesini sona erdirebilir. Kiracının veya birlikte yaşadığı eşinin aynı ilçe veya belde belediye sınırları içinde oturmaya elverişli bir konutu bulunması durumunda kiraya veren, kira sözleşmesinin kurulması sırasında bunu bilmiyorsa, sözleşmenin bitiminden başlayarak bir ay içinde sözleşmeyi dava yoluyla sona erdirebilir.

Tahliye Davası Nedir?

👉🏻Tahliye davasını ise şöyle tanımlayabiliriz. Kira sözleşmesinin mahkeme kararı ile sona erdirilmesine yönelik olarak açılan, kiraya verenin kanunda belirtilen nedenlerle taşınmazın boşaltılması için açmış olduğu davadır. Tahliye davası sonucunda mahkeme tarafından davanın kabulüne ve kiracının tahliyesi yönünde karar vermesi halinde kiraya veren, kiracı aleyhine ilamlı icra takibi başlatabilecektir. Kiraya veren, mahkemenin vermiş olduğu ilam ile birlikte icra takibi başlatarak kiracının taşınmazdan çıkarılmasını talep edebilecektir. Taşınmazın tahliyesi yönünde verilmiş bir karar taşınmazın ayni haklarına dair hüküm olmadığından karar kesinleşmeden icra takibine konulabilecektir. Kiracı ilamlı icra takibine karşı itiraz etse dahi icra takibini durduramayacaktır. Tahliye davası için hukuki destek almanızı tavsiye ederiz.

Peki tahliye davası ne zaman açılır?

Kiracı tahliye davasının açılabilmesi için bazı kurallar var. Eğer kira sözleşmesi süreli ise tahliye davasın kira sözleşmesinin sona ermesi ile açılabilir. Kira sözleşmesinin bitmesinden itibaren 1 ay içinde tahliye davasının açılması gerekmektedir.

Eğer kira sözleşmesi süresizse fesih ve bildirim sürelerine göre sözleşmenin sona ereceği tarihi belirlemek gerekiyor. Bu tarihten itibaren 1 ay sonra tahliye davası açılabilir. Örneğin kira sözleşmesi 20.05.2021 tarihinde sona eriyorsa mal sahibinin 20.06.2021 tarihine kadar tahliye davasını açması gerekmektedir.

Kira ve Taşınmaz Hukukuna İlişkin Diğer Yazılarımız İçin;

Address: Karşıyaka Tower No:12 Kat:9 Daire:59 Karşıyaka/İzmir

E-mail: info@efeshukuk.com

Phone: +90 553 463 7079

Taşınmaz Sahipleri ve Kiracıları İlgilendiren Kira Artış Miktarı Nasıl Belirlenir?

Kira Artış Miktarı | Kira Hukuku | İzmir Avukat | İzmir Avukatlık Bürosu

Kira Artış Miktarı Nasıl Belirlenir? Cevap basit. Kira artışları TÜFE ile sınırlıdır. Bu oran, her ay Türkiye istatistik kurumu (TÜİK) tarafından açıklanıyor.

Türk Borçlar Kanunu

Madde 344 – ”Tarafların yenilenen kira dönemlerinde uygulanacak kira bedeline ilişkin anlaşmaları, bir önceki kira yılında tüketici fiyat endeksindeki oniki aylık ortalamalara göre değişim oranını geçmemek koşuluyla geçerlidir. Bu kural, bir yıldan daha uzun süreli kira sözleşmelerinde de uygulanır. Taraflarca bu konuda bir anlaşma yapılmamışsa, kira bedeli, bir önceki kira yılının tüketici fiyat endeksindeki on iki aylık ortalamalara göre değişim oranını geçmemek koşuluyla hâkim tarafından, kiralananın durumu göz önüne alınarak hakkaniyete göre belirlenir.” Şeklindedir.

Buna göre;

  1. Kira sözleşmesinde TÜFE’den daha düşük oranda bir artış yapılması öngörülmüşse kira artış miktarı sözleşmede belirtilen oran üzerinden yapılır.
  2. Kira sözleşmesinde belirlenen ya da kiraya verilen tarafından ileri sürülen oran TÜFE’den yüksekse, TÜFE artışı yeterli olup üzerinde bir artış yapılmaz.
  3. Kira artışlarındaki TÜFE sınırı hem işyeri, hem de konut kiralarında uygulanır.

İzah edilen tüm bu hususların sözleşme esnasında sizin lehinize olacak şekilde düzenlenmesi için bir avukatın hazırlayacağı kira sözleşmeleri bu sebeple ileride size karşı uzun yıllar avantaj sağlayacaktır.

Mal sahibi / kiraya veren bu oranın üzerinde artış talep edemez. Karşılaştırma yapılması için, 2021 yılına ait olan birkaç aydaki kira artış sınırlarını aşağıda bulabilirsiniz:

•Ekim: %11.47
•Eylül : %11.27
•Ağustos: %11.51
•Temmuz: %11.88
•Haziran: %12.10

Kira ilişkisi kapsamında doğan uyuşmazlıklara yönelik bizimle İletişime page.

Kira ve Taşınmaz Hukukuna İlişkin Diğer Yazılarımız İçin;

Address: Karşıyaka Tower No:12 Kat:9 Daire:59 Karşıyaka/İzmir

E-mail: info@efeshukuk.com

Phone: +90 553 463 7079

Öğrenciler Ortak Ev Kiralarken veya Evinize Bir Ev Arkadaşı Alırken Nelere Dikkat Etmelisiniz?

Öğrenci Ev arkadaşı | Izmir Lawyer | Izmir Law Office

🏠 Öğrencilik yıllarında kira maliyetinin azalması için bir veya birkaç arkadaşınızla ortaklaşa ev kiralamayı düşünebilirsiniz. Bu gibi durumlarda örneğin iki ev arkadaşı olarak kira sözleşmesi imzalarken, her iki kişinin de kiracı olarak sözleşmede yer almasını istemelisiniz. Halihazırda Türk Borçlar Kanunu kapsamında kiracı, konut ve çatılı işyeri kiralarında, kiraya verenin yazılı rızası olmadıkça, kiralananı başkasına kiralayamayacağı gibi, kullanım hakkını da devredemez. Dolayısıyla kiraya ortak ev arkadaşı aradığınızda bu konuda ev sahibinin onayının alınması ileride doğabilecek problemlere karşı sizi koruyacaktır.

🏠 Aksi taktirde, öğrenci ev arkadaşı veya ev arkadaşınız kirayı ödemez veya kullandığınız taşınmaza zarar verilirse tüm giderlerden tek başınıza sorumlu olursunuz.

🏠 Kira sözleşmesinde tek başınıza kiracı olarak yazılırsanız öğrenci ev arkadaşınızla tartıştığınızda veya siz kiralanan taşınmazda oturmaya devam etmek isterken kendisi evden ayrılmaya karar verirse kira giderinden tek başınıza sorumlu olursunuz.

Ev Arkadaşı Arayan Öğrenciler Dikkat

📍Bu sebeple;
1- Kiralanan taşınmazda evde kalacak herkes kiracı olarak yazılmalı, kime ne kadar kira tutarı düşüyorsa sözleşmede açıkça belirtilmelidir. (tavsiyemiz)

2- Tek başınıza kiracı olarak sözleşme imzalayacak iseniz yukarıda anlattığımız gibi durumlarda ileride sorun yaşamamak adına evinizi paylaştığınız kişilerle, kiraya ortak olduğunuza dair bir sözleşme yapın ve gerekli teminat depozitosunu isteyerek sözleşme sonuna kadar tutun.

Kira ve Taşınmaz Hukukuna İlişkin Diğer Yazılarımız İçin;

Address: Karşıyaka Tower No:12 Kat:9 Daire:59 Karşıyaka/İzmir

E-mail: info@efeshukuk.com

Phone: +90 553 463 7079